Değirmen.

2013'ün ilk ayına bir yazı sığdırabildim sanırım. Tabi ki o amaçla başlanmadı bu yazıya. Her zamanki mathilda yazılarından biri sadece. Aslına bakarsanız, taslakta birikmiş çok fazla yazım vardı. Ama hiç yayınlamak gelmedi içimden. Bu başlığın altına da farklı cümleler dizmiştim ama sonra bana kalsın dedim. Benimle kalması daha işe yarıyor gibi artık böyle şeylerin.

Pencereden baktığımda hep derim ki, işte yeryüzü! Gerisini çok düşünmeye gerek yok. Şehir, gerisini düşünmeye izin vermiyor. Binalar, ilerisini göstermeye izin vermiyor. Fazla duman, az sigara; fazla insan, az insanlık. Yağmur, dökülmeye başladığında bulutlardan, yeryüzüne inerken utanır gibi sanki; kirleniyor, aside dönüşüyor, bu fazla duman onun tüm güzelliğini örtbas ediyor. Her yer duvar. Ama öyle bir yerdeyiz ki artık, duvarların gerisinde en çok kendimiz olabiliyoruz. Duvarlar, yeni yüzyılın mezarlıkları. Ölü duvarların arkasında, yaşamaya çalışan birkaç insan. Fazla beklemiş, fazla hayal kurmuş, fazla özlemiş, fazla acı çekmiş.

O gün düşündüm de, sözcüklerimin çoğu ve en güzelleri gecelerde kaybolup gitti; uyku ile uyanıklık arasında gidip gelirken sinirlendiğim, bu yüzden hiç düşünmediğim kadar düşündüğüm, düşündüklerimi kalkıp sözcüklere çeviremediğim, ama yine de çevirmek istediğim gecelerde. Her şey gece olunca başlamıyor muydu zaten. Tüm gitme isteği. Tüm özlemleri doyurabilme isteği.

Öyle bir insan olmuşum ki, gelen her mutluluğu kollarımı açıp kucaklayacağıma, tam tersine benden gideceği o son saniyeleri hayal ederek, o anların büyüsüne, yaşanmışlığına kendimi veremiyorum. Ama ne hikmettir ki, hiç de kalmıyorlar. Ne hikmettir ki, ben hiç yanılmıyorum. Böylece ben mi kazanmış oluyorum, hayır. Ben aslında hep kaybediyorum. Yaşamın, daha doğrusu yaşamımın ortasında -sanırım-, tüm özlemlerimin doyumsuz kalışı, işte bu kaybedişin en büyük kanıtı.

Her zaman şuna inandım. Sizi kurtaracak olan bir şeyler varsa, kendinizdir. En yakın dostlarınız bile bir yere kadar cümle kurabiliyor, bir şeyler yapabiliyor rahatlamanız için. Ben açıkcası, dinlemekten sıkıldım bu yüzden. Anlatmaktan da. Ya da anlatayım, ama ne bileyim konuşma ihtiyacı hissetmesin karşımdaki, sadece dinlesin. O kişinin varlığı, yani o an yanımda oluşu, cümle kurmasından daha çok fayda sağlıyor. Çünkü ne söylerse söylesin, ben içimde bir şeyleri çözemedikten, dur diyemedikten sonra bir işe yaramayacak. İnsan kendisinin cehennemedir. Ama insan kendisinin cennetidir de.

#Clint Mansell - Death is the Road to Awe.