Sessizlik, aslında yeni gürültü.

"Sana sarılıp yatarsam, çocukluğumdayım." der ve hayatımda duyduğum en anlamlı cümleyi kurar Tezer Özlü.   
O da yok, tıpkı Lhasa gibi. Hiç de tesadüf olduğuna inanmıyorum, hem de hiç. Hayatımın kadınları, ah. Ve diğer bahsetmediğim kadınlarım. Hepsinin içinde mutlaka zincir oluşturacak bir ortaklık var, hatta ben bunun farkına çok sonralar vardım. Şaşırmadım ama bu sefer. Sadece, onları seçtiğim için ve onlar da bir şekilde beni seçtiği için, kendimi çok şanslı hissettim, kendimi sevdim bu yüzden. Ve dedim ki yine, hayır hiç de tesadüf olduğuna inanmıyorum.

Şu dünyada her şey, bir şekilde gitmeye programlanmış. Giderken, bir şeyleri taşlaştırıyorsunuz, kayalaştırıyorsunuz. Bu bazen, bir bakımdan işe de yarıyor ama sanırım işe yaradığı zamanlar; işe yaramaz. Yani olması gereken asıl eyleme bürünüyor eyvallah ama peki işe yarayacağı haller, insanlar, hisler, saatler? İşte keşke bu taşlaşma, bunu yapan her ne ise her ne insansa, farketmez, sadece ona karşı oluşacak bir taşlaşma olabilse. Ama öyle olmuyor. Çikolatadan nefret ettiriyorlar, siz içinde geçen pastasından bir dilim dahi alamaz duruma geliyorsunuz. Franbuazlı çikolatalı pastayı ayıklamak zorunda kalıyorsunuz. Ama o franbuazlı pasta değil ki, o franbuazlı çikolatalı pasta. İkisinin tadı birbirininden çok farklı, hem de çok. Ve en kötüsü de, franbuazlı pastaya kalırken hayatınız, franbuazlı çikolatalı pastanın o harika tadını hatırlıyorsunuz, onun yer ettiği anı ve anıları, haz ve hazları; o anları paylaştığınızda, birbirini doğuracak diğer anları. İşte o gülüşü hiç unutmayacaktım, işte o an oturduğumuz masa buydu, o an bu sokakta şu olmuştu, hatırlıyor musun demek, diyememek. Çünkü çikolatalı franbuazlı pasta, her şeyi içine alacaktı. Oturduğunuz sokaktan tutun, üzerinizdeki en küçük aksesuara, o gün ağaçtan düşen yaprağa, yanınızdan uçup giden tozlara, gözünüzü alan güneşe kadar. 


En sevdiğim pastayı da öğrenmiş olduk böylece. Severim çikolatayı bu arada ama tabi ki dün'e kıyasla daha az sanırım, öyle hissettim. 


Ben bu adamlardan vazgeçemeyeceğim hiç. Hayatımın her anında, mutlaka o gitarlarını ve seslerini duymak istiyorum, iyi mi. 

#Kings of Convenience - Manhattan Skyline. 

-hopp başlıkta yine ipucumu verdim zaten-

1 yorum:

  1. Ben de severim bu adamları bi de çikolatalı franbuazlı pastayı her ne kadar çikolatadan nefret ettirseler de vazgemem ben de bütün pastadan:))

    YanıtlaSil