Fish doesn't think because fish knows everything.

Metrolar çok hüzünlü yerler gelir bana. Ne bileyim. Sanki birileri sığınacak, düşünecek bir kaç dakikalık bir yer bulmuş gibi. Yani herkes için geçerli değil bu tabi. Hangi insanları kastettiğimi saniyede çözebilirsiniz oralarda. Bakışlardan biri mutlaka belli eder. İşte o zaman ne yapasım gelir biliyor musunuz, başımı hafiften aşağıya doğru çekip, yüzüme de yine de en hafifinden bir gülümseme alıp, ben de onlardan biriyim selamını vermek. Tam o an inmeyeceğim durakta inip, bir kişiye ulaşabildiğimin düşüncesiyle sokaklarda yürümek.

Bir kişiye ulaşabilmek. Kaç gündür bu cümle ile meşgulum. Yani kafam. Yani ben. Yani tavan. Sıva çatlaklarından, boya hatalarından canavarlar, kuşlar, böcekler, yüzler çıkarmayı adet edinmişliğimin üstüne. Diyorum ki, acaba bunu başarabildim mi. Benim için binlercesinin önemi yok. Sadece bir kişi. Kıyılarıma vurmuş bir yabancı, ya da yerimi bilen ve arada sırada uğramayı seven bir insan. Ben ise onu ada'mda ağırlamanın hoşnutluğu içindeyim. Önemli olan, kalması ya da gitmesi olmayacak. Önemli olan, aklına yerleşmeyi başarabilmiş olmak olacak. Yani, evine gittiğinde rahatça uykuya dalmasını sağlayacak cinsten. Sanırım böylelikle, emin olabilirim kendimden. Sen iyi bir insansın Mathilda, cümlesinin ağızlardan dökülmesine gerek kalmayacak şekilde, iyi bir insan olduğumu anlayabilirim. Ulaşabildiklerim, ulaşabileceklerine ulaştıklarında ise, bu bir kişi olmaktan çıkacaktır. Ben içkimi ulaşabildiklerime kaldırırken, görmeseler bile, onlar da bana -ellerindeki kadehlerini tıpkı o metrodaki insana yapmak istediğim şeyi, bu sefer bana yapıyorlarmış gibi- hafif bir baş eğmesi ve gülümsemesi ile, burdayım selamını çakacaklar.

Ne zamandır görmediğim bir rüya var. Sabahların kendi haline bırakıldığı, gecelerin saatlerle sınırlı kalmadığı. Bir dünya var, milyonlarca kelimeyle dolup taşan. Bir ülke, bir şehir var, kelimelerinin sokaklarında dolaştığı. Bir ev ve bir adam var, kelimelerinin çaresiz bırakmadığı. Kimsenin işten, güçten, parasızlıktan, üzüntüden ve yemekten yorgun düşmediği; şaraptan, dostluktan, sohbetten, hayallerden ve aşktan yorgun düştüğü.

Gözlerim, nasıl da kocamanlar. Gözlerim, yüzümün yarısı ve içinde balıklar yüzüyor.
Ve bir film demişti ki bana; balık düşünmez, çünkü o her şeyi bilir.
#Rachael Yamagata - Over And Over.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder