Bir sandalye çek ve otur.

Acı..ya da acı çekmek. Ne onurlu bir duygu. Evet, öyle sayın yabancı. Hayır, içmedim iyiyim. Size hayatımla ilgili emin olduğum tek şeyin bu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kimse üstüne alınmasın. Bu, sizin ya da başka birinin yaşattıkları değil. Beni tanımayı becerebilmiş bir kaç insan, bilir neyi kastettiğimi. Doğduğumdan beri, ve yaşamım boyunca da çekeceğime inandığım tek acı. Beni büyüttü, ama kendisi de gittikçe büyüdü ve şimdi kemiklerimi zorluyor, ağırlaşıyor. Ama yine de başka çıkışlar bulmaya çalışıyorum, acı çekmeye artık başka bir yönden bakıyorum. Benim kalkanım. O yüzden, diyebiliyorum ki, ben neler gördüm be yabancı. Sen mi, hadi be ordan diyebilme hakkın var tabi. Ama onun öncesinde de bir sürü şeye hakkın var. Sorma hakkın, düşünme hakkın. O yüzden sor, o yüzden düşün.
Bir taraflarım hala çocuk, değiştiremiyorum. Büyümüyor. Ama bir tarafım da bir o kadar olgun ve yorgun. Bir gün, çok içtim sayın yabancı. Sanki bir haltmış gibi, sanki bir boka yarıyormuş gibi içtim. Yatağıma girdiğimde, ne hissettim biliyor musun? Ben çok yalnızdım. İlk defa dedim ki içimden, bu hissin gerçek anlamına eriştim. Ve o hissin beni hiçbir zaman terketmeyeceğini, aslında herkesin içinde bir yerlerde uyuduğunu, bir gün onu uyandırıp tanışacaklarını anladım. Belki de bunun adı yalnızlık değildi, daha bir bilge onu adlandırmamıştı. Bilmediğinden, keşfetmediğinden değil. Çoktan biliyorlardı, keşfedilmişti. Aslına bakarsınız ben olsam ben de adlandıramazdım, haşa bir bilge değilim, olamam. Adlandıramazdım, adlandıramazlardı çünkü, onun adı benim. Seninki de sensin. Ortak isimde buluşacak bir isim değil bu hisler demeti. Adı, gölgelerde, gecelerde gizli. Ve bu karabasan misali his ya da duygu, sizi köşeye sıkıştırdığında tek istediğiniz şey birinin size sarılması. İlginçtir. Hem öyle ilginçtir, hem de şöyle ilginçtir; sarılmasını istediğiniz kişi ya hiçbir zaman o anlarda orada olmaz ya da zaten hiç olmamıştır. Sabahlara kadar rüya mı kabus mu bilmediğiniz bir uyanıklık-uyku arasında gider gelirsiniz, yoksa da o günün tekrarını bir sinema perdesine yansıtmışlar da yeniden size kendinizi izlettiriyorlarmış hissinin verdiği bilinmezlik içinde kıvranır durursunuz. Seni dibe çeken bir solucan deliğine, uçan yatağınla birlikte bir seyahate çıkmak misali.
O yüzden ne derim bilir misin sayın yabancı, bir şarkı var derim. Aslında içinde çok ciddi şeyler gizli olan. Hafif neşeli girişinin verdiği kamuflajı yemeyen, benim gibi insanların çok sevdiği ve her dinlediğinde farklı şeyler öğrenebildiği bir şarkı. #MFÖ - Yalnızlık Ömür Boyu.

2 yorum:

  1. yalnızlığınla yalnız değilsin o çok ayrı bir konu

    YanıtlaSil
  2. belki de öyledir sayın yabancı. bir his ve duygu bu, değişik ve yıkıcı. o an hissettiklerim aynen bunlardı. o duyguya dediğim gibi bir ad bulamıyorum.

    YanıtlaSil