**


Sonra, içeri gitti, gitarını kaptı geldi. Kahvemiz çoktan bitmiş, dibinde kalanlar tuhaf şekilleri andıran katılaşma evresine geçmişti bile. -Eğer şimdi çalacağım şarkıyı biliyorsan, bana eşlik edeceğin yeri de biliyorsundur-  Çalar çalmaz anlamıştım hangi şarkı olduğunu. Yüzümde aptal bir gülümseme, kocaman gözlerimle gözlerinin içine bakıp, anlamasını istedim her şeyi. En büyük yalanlarımdan, en çocukca hatalarımdan, en mutlu anlarımdan, en acı hatıralarımdan..Her şeyin altındaki gerçek ben’i çekip çıkarmasını istedim. Gülümsedim. Çünkü şarkıyı biliyordum, sıra benimdi. Bu sefer, o susup, gözlerimin içine bakarak gülümsüyordu. Tuhaf, şarkının bitmemesini istiyordum; daha çok gözlerinin içine bakmak için. Şarkının bitmesini istiyordum; o’nun yüzüne dokunup, sonra öpebilmek için. Sonra düşündüm de, önümüzde daha çok vakit olacak gibi.


-gibi bir şey işte bu şarkı-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder