Taksi? Öndeki Arabayı İzle.

Bu yazıdaki cümleler, konular arasında bir senkronize beklemeyin. Kafamda düşünceler silsilesi, ben sadece onları buraya kopyalıyorum. Joel gibiyim. Clementine gibi değil. Şimdi aç, bütün senaryonun Joel'e ait kısmını oku, beni yorma. Bazen insanlar bana çok sıkıcı geliyor. Kesinlikle bir ego patlaması olarak görülmesin. Yani, bilmiyorum belki onları dinlemek için halimin olmayışı bana onları öyle gösteriyor da olabilir. Onların da tam tersine konuştukça konuşası geliyor. Ama yok, mecalim yok yani. En azından bugünlerde. İnsanları çok sıkmayan biriyim. Mesela, bana yalan söylediğini bildiğim halde, bana yalan söylüyorsun demem. Öyle, beni kandırdığını sansın. Kandırmak da değil aslında bu. Onlar bir şekilde, bir şeylere kaçıp saklandıklarını sanıyorlar ama ben elbiselerinin uçlarını görebiliyorum. Evet, aynen bu. Şunu hala anlayamıyorum. Benim duygularımın, hislerimin ağzına sıçıp bırakırlar, sonra da beklememi, kimseyle olmamamı, durmadan aramamı, hiçbir şey olmamış gibi onları sevmeye devam etmemi bekleyenler olduğunda çıldırıyorum. Ulan ben sana her şeyimi vermişim, önüne açmışım bohça misali. Her şeyim ortada, senin olmaya hazırım ama sen bana arkanı dönüp gidiyorsun. Sonra da benden hala senin olma isteğini görmek istiyorsun. Yemeyeyim, içmeyeyim, başka bir adamla karşılaşma ya da onu sevme ihtimalini de siktir edeyim, ki öyle olsun, oldu da, ama bunu bildiğin halde sen yine de benim ağzıma sıç. Yok arkadaş, benim yaş arttıkça bir şeyleri kaldırabilme gücüm azalmaya başladı. Gerçekten, bu dünyada soyumuz tükenirken, böyle şeylerle uğraşmaktan çok yoruldum. Ha bir de bana sen de herkes gibiymişsin gibi yaklaşmazlar mı. Hiçbir şey diyemiyorum, demek istemiyorum çünkü her şey o kadar bariz bir şekilde ortada ki. Benden kaynaklı zaten bunlar. Adamın yakasına yapışıp, olum ne yaptığını sanıyorsun sen diyebilsem. Susup, tozlu raflara kaldırıyorum o kadar. Değişemiyorum, lanet olsun. Ya da bu susma işi çok farklı bilmiyorum. Daha adam gibi, gözlerinin içine baka baka saatlerce konuşabileceğim kişiyle hiç tanışmamış olmamdan da kaynaklı. Tam olarak buyum. Her yanım yaralı. Ama sorun yara değil, etrafının devamlı kaşınması ama benim canım acıyacak diye kaşıyamamam. Çok sıkıldım bu yazıdan.
Hadi her şey yolundaymış gibi yapalım; #Rupert Holmes - Escape (If You Like Pina Coladas)

2 yorum:

  1. Nası başlasam bilemedim. Selam! demeliyim sanırım :)

    Mevzumuz

    http://hayalmeyalbuschra.blogspot.com/2012/06/cok-democratus.html

    yazımda bahsettiğim "Democratus" isimli yeni sosyal medya mecrası. Türk yapımı olması ve ilerde iyi yerlere geleceğine inancımın sonsuz olması yüzünden olacak ki kayıt olmanı, hatta fikirlerini paylaşan bir yazı yazmanı ve tabi ki linkini hayalmeyal.buschra@gmail.com adresime göndermeni istesem mesela?

    Yapmam, banane dersen de okuduğun için teşekkürlerimi eder, tekrar görüşmek dileğiyle derim :)

    İyi bloglamalar. :))

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil