Çin Seddi.

The Fountain'in soundtrack albümünü 1001. kez dinliyorsam, In The Mood For Love'u tekrar izleyesim geldiyse, Rocknrolla'nın ilk 1.15 dakikalık harika introsunu durmadan izliyorsam, kitap almaya başladıysam ve uyurken sadece AIC - Nutshell dinliyorsam, iyiye işaret değil. Ha bunların üstüne okulu da asmak eklenirse vay benim halime.
Ayrıca kafa yapan etkisiyle bizi duvardan duvara halı misali yerlere seren yüzyılın gelmiş geçmiş en iyi grubuna teşekkürlerimizi iletmeyi unutmayalım. İnsan değilsin; #Massive Attack - Special Cases.

The Hitcher.


Şimdi haksız mıyım yani abi? Kötü adam dediğin böyle olur. Niye seviyorum, niye içim gidiyor bu kötü adamlara, işte bu yüzden. Çalan şarkı başka bir artı, sonda attığı bakış çarpçarptoplaçarp sonra beni bütün hücrelerime böl.
Filmdeki performansı da başka bir konu tabi. Bu kadar rahat ve tam, tam yani, öldürebilen bir seri katil.
Ah canımın içi Sean Bean, zaten koç burcuymuşsun hiç şaşırmadım yani hiç!
HadiyinebenisevbenidelidelisevbeniyineyeniyeniyineyeniyenidensevSeanBean!

Gemi.

İnsanlar değişmez. Sadece siz onları anlık değiştirecek şeyler yaşatırsınız. Suçu hemen karşı tarafa atarsınız. Çok değiştin, böyle değildin, seni hiç böyle tanımamıştım gibisinden. Tabi kolay bir kaçış yönü bu. Şu soruyu sorun kendinize. Acaba neden böyle davrandı? Belki de soruyorsunuzdur, cevabı size çıktığı için karşı tarafa bunları söylemek işinize geliyordur, bilmiyorum. Zaten kim suçunu kabul ediyor ki artık, kim açıkça konuşabiliyor.

Karşınızdaki insanı gerçekten tanımamışsanız, onun sevmediği ya da hoşlanmadığı bir şeyi yaptığınızda, yollarınıza gül dökmesini beklemeyin.

Bir de şöyle bir şey vardır; hani insan önceden yaptığı bazı şeyleri artık çok saçma bulmaya başlar, yapmamaya karar verir. Bu bir hareket olur, her şey olabilir. Bu o kişi için bir olgunlaşma hareketi iken, karşı taraftan böyle görülmeyebilir. Yine aynı sözler devreye girer işte; çok değiştin bla bla. Hani değişmezdi insanlar demeyin şimdi. Bu bir değişim değil bence. Bir farkında olmalık. Sizi siz yapan asıl şeyler hiç değişmez. Yanlardan sarkanları keser ya da öyle bırakırsınız, o kadar.

Herkese de aynı gözükmezsiniz. Bir arkadaşınız yanında daha özgürken, diğerinin yanında daha sakin olabilirsiniz. Bu da sizin değiştiğinizi ya da ne bilim bir öyle bir böyle bir insan olduğunuzu göstermez. Sadece keşfedilmiş farklı şeyler, farklı kişiler tarafından.

Nerden çıktı bu anasını satayım, bence de. Yazmışım bir aralar. Devam ettiresim geldi. Bir derdim de yok böyle kafaya taktığım, sadece ne zaman gideceğim buralardan merak ediyorum, ya da gidebilecek miyim. Ya da götürecek mi beni? Ama öncesinde gelecek mi? Bakın, ben bile aynı yerde dönüp duruyorum. Hatta, gizli kalmış kitaplarım, tozlarını üflüyor ara sıra yüzüme ki, unutmayayım onları diye.

Onları dinleyince o kadar iyi bi insan oluyosun ki zaman zaman şirinleri bile görebiliyorsun. #Oi Va Voi - Everytime.

Wicked.

Lunaparka gitmek istiyorum. Dönme dolab'ı hep uzaktan seyretmekten bıktım. Gidiyorum, biniyorum ve dönme dolap dönmüyor. Böyle hissediyorum işte.

#Chris Isaak - Changed Your Mind.

Fil.




















Yukardaki oyunu hatırlayan var mı? Of! Nasıl deli gibi oynardım.
Böyle şeyleri hatırladıkça acayip heyecanlanıyorum. Gençliğimin deli dolu geçtiği zamanlar, vay anasını.
Ayrıca ben ortaokulda 0.9 uc kullanan bir kızdım ve ucum bittiğinde kimsede olmazdı. Burdan belliymiş asiliğim ve yalnızlığım :)
Ihlamur iç geçer zamanları gelmiş, akşamları özellikle hava çok soğuk. Ama ıhlamurum yok, henüz.
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar gibi filmler de var insanoğullarım. Hadi biraz replik çalalım;

Torba Suat: Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi. O kadar mektup gönderdim insan bir cevap yazar. Benim günahım ne be abi?

Hacı: Bak koçum! Belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer...heh! Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır. Bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor. Hepsi kalır ama inan yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün. Sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. Ama öyle değil. Ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer. Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına.


Bir Ain't No Sunshine değil tabi; #Ray Lamontagne - Let It Be Me.