Fil.




















Yukardaki oyunu hatırlayan var mı? Of! Nasıl deli gibi oynardım.
Böyle şeyleri hatırladıkça acayip heyecanlanıyorum. Gençliğimin deli dolu geçtiği zamanlar, vay anasını.
Ayrıca ben ortaokulda 0.9 uc kullanan bir kızdım ve ucum bittiğinde kimsede olmazdı. Burdan belliymiş asiliğim ve yalnızlığım :)
Ihlamur iç geçer zamanları gelmiş, akşamları özellikle hava çok soğuk. Ama ıhlamurum yok, henüz.
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar gibi filmler de var insanoğullarım. Hadi biraz replik çalalım;

Torba Suat: Niye böyle oldu be abi? Ben çok sevmiştim be abi. O kadar mektup gönderdim insan bir cevap yazar. Benim günahım ne be abi?

Hacı: Bak koçum! Belli olmuyor ama benim bir tek kulağımın arkası kaldı. Artık acı çekmekten ve acı çektirmekten zevk almamayı öğrendim. Sevgililer...heh! Bizim olanlar ya da olmayanlar, hepsi iz bırakır. Bu izler şimdi seninki gibi çok derinini çiziyor. Hepsi kalır ama inan yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün. Sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler. Ama öyle değil. Ne kadar acı çekersen çek şunu hiç unutma; çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer. Ressam olur insanlar başkalarının kalbini kazıya kazıya, ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına.


Bir Ain't No Sunshine değil tabi; #Ray Lamontagne - Let It Be Me.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder