Senin Hikayen Ne?

Bir hikaye, hep bir hikaye anlatıyorsun aslında. Bildiğin hikayeler bunlar yabancı değil, bir hayat aşinalığın var. Her hikaye, içinde bir yerlerin irkilmesine sebep oluyor. Sana tanıdık gelen bir şeyler içine dokunuyor; kimi zaman bir yanardağ gibi öfkeler saçılıyor etrafa, kimi zaman gözlerini kaçırıyorsun ya da gözlerini açıyorsun. Sonra da güzel bir uykuya dalıyorsun. Hiç beklemediğiniz anda bir hikaye çıkıyor karşınıza, yabancı olsa da tanıdık aslında. Her hikayeyi başka türlü geçiriyoruz süzgecimizden, içinde acı, sıkıntı olsa bile. Hikaye uzak ya da yakın, farketmez. Seni uyandırıyor, götürüyor, kaçırıyor. Aslında, bir şeyler görüyorsun onda. Sana benzediğini anladığında heyecanlanıyorsun.
Anlatmak, insanoğlunun varlığından beri süre gelen bir eylem. Kaç kişi bir ressam, bir müzisyen, bir masalcı olduğunun farkındadır mesela? Belki de bir masalcı olmak, diğer insanların gözünde boş bir şey gibi gözükse de, sen anlatmaya devam ediyorsun. Anneni, babanı, arkadaşlarını, sevgililerini, nefret ettiklerini, işini, okulunu, anılarını, hayallerini, çocuğunu, çocukluğunu, geçmişini, sevişmelerini. Bir filmi ne kadar çok sevdiğinden tut, en sevmediğin yemeğe kadar konuşup duruyorsun. Bir de bunun sesli olmadığı zamanları da var tabi. O zamanlarda da düşünüyorsun, hayal ediyorsun, kuruyorsun. Rüyalarında bile rahat vermiyorsun hayallerine. Kendi hikayeni, aynı imgelerle farklı şekilde görüyorsun. Farkında olsan da olmasan da, o adama korna bassan da basmasan da, heyecanlansan ya da kızıp bozulsan da hep bir hikaye yaratıyorsun. Yazıyorsun. Yazdıkça, konuşulan ortamlara girdiğinde farklı bir kişiyi oynuyormuşsun gibi gözüküyor. Ama aynısındır, sadece görmek istediklerini göstermek zorunda hissetmiyorsundur, çabalamaları gerektiğini biliyorsundur. O insanların yanında, burda kurabildiğin farklı sözcükleri kullanamayabilirsin. Kurduğun cümleler, tek düze, sıradan yamuk kelimelerden oluşabilir. Sıkıcı, ilgisiz, çekilmez de olabilir. Ama yine de anlatıyorsundur ve yazıyorsundur. Sürekli yazar durur, yazar duramazsın. İster gerçek olsun ister hayal, kendini kandıramadığın sürece bedeninin içinden çıkıp, kendine bakamazsın.
En büyük konu; hayat. Öğretmenin kompozisyon dersinde bu konuyu neden seçtin diye de zorlayamaz seni. Çünkü konu hayat oldu mu, yazmak hep yeniden yazmaktır. Yeni bir arkadaş, yeni bir elbise, yeni bir okul, yeni sevgililer, yeni yüzler..Her yeni acı, her yeni mutluluk seni yazmaya zorlar. Çünkü her yeni, bir öncekini yeniden tanımlamak demektir. Bu yüzden hep yeni yazacak bir hayat hikayesi olacaktır. Çünkü hayat henüz sona ermedi. Şimdi söyle bakalım, senin hikayen ne?

-bazı cümleler alıntıdır-

#Bonobo - Black Sands.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder