Deli.

Birden yanımda bitiverdi. Tanımıyordum. İşten yeni çıkmış, sigaramla yeniden buluşmamızı kutluyorduk. Konuşmaya başladı. Dili durmadan, ayakları durmadan, darmadağın, cümleden cümleye.

-gözlerini kapattığında gördüğün o küçük parlak noktalar var ya, hani böyle gökyüzündeki yıldızlar gibi. onlar, hiç biri değil tabi ki. onlar ateş böcekleri. vızıltısını duymamak için kör olmak bile lazım değil. hatta biliyor musun, bence rüyalarda bile parmağı var bunların. insanlar çıplakken çok çirkin değil mi? bana dünyanın en güzel kadınını veya erkeğini getir, tepeden tırnağa, fikrimin değişeceğini hiç sanmıyorum. tanrı'ya kızdığım tek nokta bu sanırım. yarattığı o kadar güzel şey var ki, bakmaya bile cesaret edemediğin. ama iş en yücesine gelince biraz malzemeden çalmış. bence kıskandığı için. zaten senin kadar uzun kirpikli olduğunu da sanmıyorum. şu insanlar, denizde boğulmaktan neden korkarlar biliyor musun? ..... bak senin için beş saniye sustum, hakkını kaybettin. çok basit cevabı, ölümden korktukları için tabi ki. ne sandın bunun cevabını, insan kendi derinliğine çekilir aslında, yaptığı hataların ayaklarına bağlanan birer taş olduğunu anlamaz ve yer çekimini hesaba katmaz gibi bir cevap vericeğimi mi? hah, aslında fena da olmadı değil. ama dediğim gibi, cevap gayet basitti. gelgelelim benim asıl söylemek istediğime. insan ölürken bile başka şeylere bok atıyor. ölmekten korkuyorum diyemiyor sadece. bok atıyor; denize, ateşe, taşa. halbuki onlar yaşamının her anında bir fon, bir sıcaklık, bir ev olmuştur. ben deliyim dimi? zaten olmasam bile yanından ayrılır ayrılmaz böyle düşüneceksin eminim. kıyafetim, saçlarım, kokum pek iyi sayılmaz, kabul ediyorum. ayrıca yanına gelip böyle konuşmasaydım, uzaktan beni gördüğünde yaklaşmak bile istemezdin. ama biliyorum kıskanacaksın da beni. hatta ağzımdan çıkan ilk kelimeden beri de kıskanıyorsun. söylemek istediklerini başkasından dinlediğin için bu. beni ağzı açık dinleyeni gördüm de gözünü kırpmadan dinleyeni ilk kez görüyorum. ağzındaki sigaradan dolayı açamadın belki de ama görüyorum ki bu köprüyü andıran kül onun da habercisi. ne kadar utangaçmışsın, sigara dumanının hepsi gözüne girdiği halde hala ağlayamıyorsun. ayrıca kırmızı başlıklı kız kadar safsın. büyükannesinin tüy yumağı ellerini, keskin dişlerini göremeyen kırmızı başlıklı kız kadar. ben zaten o hikayelerin uyutuculuğuna uyuyamazdım. yine de sevdim seni. sigaranı yakmak için çıkardığın çakmağı çakışından, ilk dumanı içine çektiğinde hissettiğin o çaresizliğin arasındaki saliseler arasında oldu bu. o yüzden sana sırrımı söyleyeceğim; ben..deli kılığına girmiş bir deliyim. aslına bakarsan sen de deli olacak kadar delirmişsin. ancak bu, deli cesaretinin olduğu anlamına gelmiyor ne yazık ki. siz insanlar, bizim deliliğimizin pervasızlığını hep aç gözlerle izleyeceksiniz. işte şimdi hikaye anlamlı olmaya başladı. işte şimdi kurt, hikayedeki asıl yerini aldı. sana tek söyleyebileceğim, avcıyla iyi şanslar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder