Angel-A.














Andre: Neden dünden beri üstüme geliyorsun? Kimsin bu arada? Hayatıma nasıl girdin? Neden?

Angel-A: Ben senin hayatına girmedim. Gökyüzünden düştüm.

Andre: Hayır, sen köprüden düştün. Oradaydım, unuttun mu?

Angel-A: Tamam, oradan da düştüm. Ama bu daha önceydi. Gökyüzünden de düştüm.

Andre: Gökyüzünden düştüm derken ne demek istiyorsun? Yani bir uçaktan mı?

Angel-A: Hayır, gökyüzünden. Yukarıdan. Yaşadığım yer orası. Sizin deyişinizle ben bir meleğim.

Andre: Melek mi?

Angel-A: Evet. Gerçek, gökyüzünden gelen. Biliyorsun şu büyük beyaz kanatları olan.

Andre: Öyle mi? Peki o büyük beyaz kanatların nerede?

Angel-A: Kafenin ortasında açmamı beklemiyorsun değil mi?

Andre: Sigara tiryakisi bir melek mi?

Angel-A: Sigara içsem ne olacak ki? Ben ölümsüzüm.

Andre: Tamam, elbette. Sen meleksin. Ben modern bir adamım. Sen meleksin tamam mı?

Angel-A: Güzel. Açık fikirli ol. Zararı olmaz.

Andre: Tamam. Yukarıda işler nasıl? Nasıl gidiyor?

Angel-A: Farklı bir şey yok. Her zamanki gibi.

Andre: Ama anlat. Orada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmek istiyorum.

Angel-A: Bana inanmıyorsun değil mi?

Andre: Angela, Bir seksen boyunda, güzel ve baca gibi sigara içen bir kadının pek de ideal bir melek görüntüsü olmadığını kabul etmelisin. Kanatlarını bile göstermiyorsun. Sana nasıl inanayım.

Angel-A: Çok sinir bozucusun. Burada çıkaramam dedim. Birincisi, çok büyükler. İkincisi, sadece buradan giderken açabilirim. Yani görevim bittiğinde. Ama o kadar aptalsın ki görevin bitmesine daha çok var. Anlamakta o kadar yavaşsın ki eve dönmem çok uzun sürecek.

Andre: Ne görevi?

Angel-A: Sana yardım etmek.

Andre: Ama işleri çok daha kötü yaptın.

Angel-A: Daha kötüleştiren sensin. Durmadan herkese yalan söylüyorsun. Özellikle de kendine. Üstelik arada sırada küçük yalanlar da değil. Büyük derin yalanlar. Ve korkuyorsun. Kendinden, her şeyden, her zaman. Denizden korkan bir istiridye gibisin.

Andre: İstiridye mi? Gökyüzünden inip bana istiridye olduğumu mu söylüyorsun?

Angel-A: Evet. Çünkü buraya orada neler olduğunu anlamanı sağlamak için geldim. Kabul edebilmen için önce kim olduğunu bulman gerek. Ve bu olacak.

Andre: Hepsi bu mu?

Angel-A: Bence yeter.

Andre: Bunun bir psikologdan farkı ne?

Angel-A: Saatim 100 Avro değil.

Andre: Tamam, melek olduğunu varsayalım. Peki nasıl işliyor? Bulutunun üstünde oturmuş beklerken seni göreve mi çağırıyorlar?

Angel-A: Fazla basitleştirdin ama yaklaşık öyle, evet.

Andre: Şöyle mi diyorlar? Angela, 12737 numarayla ilgilenir misin lütfen?

Angel-A: Hayır. Görevini seçme şansın yok. Önceden belirlenir. Aslında bu iyi bir şey. Çünkü melekler görevlerini kendileri seçse planlama departmanı işin altından kalkamazdı.

Andre: Doğru, planlama. Planlama önemli, değil mi?

Angel-A: Sana görevin verildikten sonra kostüm odasına gidersin. Bu en sevdiğim bölümdür.

Andre: Peki sen hangisini seçtin?

Angel-A: Kaltak.

Andre: Biliyor musun çok yakışmış.

Angel-A: Teşekkür ederim. Daha önce tüm tipleri denedim. Bu defa daha garip bir şey denemek eğlenceli olur diye düşündüm.

Andre: Bunu uzun zamandır mı yapıyorsun?

Angel-A: 300 yıldır. Henüz çok gencim.

...........

Angel-A: Neden gülüyorsun?

Andre: Bu hikâye o kadar güzel ki. Daha önce hayal gücü bu kadar geniş bir kız görmemiştim. Yani sen kitap ya da ansiklopedi yazmalısın. Çok iyi para kazanırdık.

Angel-A: Bana inanmıyorsun değil mi? Bana hala inanmıyorsun değil mi?

Andre: Hayır.

-Angela ağlamaya başlar-

Andre: Hey Angela..

Angel-A: Bir melek için reddedilmek kadar kötü bir şey yoktur. Üstelik görevimi de
bitirmeden dönmem gerekecek.

Andre: Lütfen yapma bunu. Anlaman gerek. Beceriksizin biriyim. Gökyüzünden bile yardıma bir kaltak gönderiyorlar.

Angel-A: Evet, peki sorun ne?

Andre: Sorun bizim dünyada gördüğümüz şeylere inanmakta zorluk çekmemiz. En son ne zaman geldin bilmiyorum ama dünya çok materyalist bir yer oldu. Uydular, bilim, televizyon var. İnsanlar artık mucizelere inanmıyor. Kanıt yok, anlıyorsun değil mi? Senin kanıtın var mı?

Angel-A: Siz erkekler hep aynısınız. Her zaman kanıt istersiniz. Hep garanti beklersiniz.

Andre: Beni suçladığın şey bu mu? Yani kendime güvensizliğim. Sana güvenebileceğimi gösterirsen belki kendime de güvenirim.

Angel-A: Kimseye söyleme. Senin yüzünden kovulmak istemiyorum.

Andre: Yemin ederim.

Angel-A: Sessiz ol.

Andre: Söz veriyorum. Tamam.

-Angela kül tablasını havalandırır-

Angel-A: Tatmin oldun mu?

Andre: Bu numarayı nasıl yaptın?

Angel-A: Numara mı? Şaka mı yapıyorsun? Benden kanıt istedin. Gösterdim. Şimdi bana inanmıyorsun.

Andre: Bu numarayı nasıl yaptın?

Angel-A: Gerçekten inanılmazsın. Beynini açmak için mucize değil bir kaya matkabı lazım.

Andre: Tam göremedim. Sigara numarasını nasıl yaptın? Tam odaklanmamıştım. Bakmıyordum. Angela, bunu nazikçe istiyorum. Lütfen bunu bir daha yapar mısın? Lütfen. Bu son isteyişim.

-Angela bitmiş olan sigarayı yeni sigara haline getirir. Andre, gözlerine inanamaz.-

Angel-A: Garson, bir kahve daha. Beyefendiye de bir votka tonik lütfen. Teşekkürler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder