The Woman From Nowhere.

Sarılmak farklı hepsinden. Öpüşmekten, elini tutmaktan, hepsinden. Sarılınca, birbirinizi tamamlarsınız. Hani şu biyoloji dersinde anlatılan enzimlerin anahtar-kilit muhabbeti gibi. Sarılınca, eşit olursunuz. Daha ve çok kelimeleri yok olur. Tekil şahısların yerini, birinci çoğul şahıs alır. Dünyayı farklı açılardan görmeye başlarsınız. Durmadan anlatırsınız bu yüzden. Beyninizin de bir çenesi olduğunu farkedersiniz.

Neden burdan girdim konuya bilmiyorum. Yazıyorum işte. Kafama göre.

Tuhaf,tuhaf. Yeni tanıştığın bir insanla, tanışacağın yabancılardan birine veda ediyorsun. Bir gün geliyor, kimseyle konuşmak istemiyorsun. Yanında olabilecek birine ihtiyaç duymuyorsun, tam tersine uzaktakileri arıyorsun. Ve bilin bakalım bugün kime ihtiyacım var?

Birinin yokluğu,bir şeyin yokluğu,her şey olabiliyor. O yüzden yalan söylersiniz kendinize. O yokluğu doldurmak için, her şey yolundaymış gibi davranırsınız. Göstermezsiniz. Ve inanırız onlara. Sanki doğruymuş gibi. Kendinize söylediğiniz yalanları bile haklı çıkarmaya çalışırız; bu kadar kusursuzsa, bu kadar mükemmelse yalanlar, neden gerçek olmasınlar ki? Başka bir yalan daha aslında. Başka bir avutma.

Düşündüm,düşündüm. Hep aynı kapıya çıktım. Hep aynı yazıları yazmışım zaten. Hep aynı. Beklenmedik olayların tek nedeni beklentilerim olmuş. Bu yüzden hep gökyüzüne baktığımda bulutları beyaz görmüyorum. Böyle bakmaya devam edersem kim bilir hangi renge boyuyacağım onları.

Saat 23.23, biri beni düşünüyor. Saat 23.32, biri beni düşünmeyi bıraktı.
Saat 23.58, biri beni unutuyor. Saat 23.59, biri beni unuttu.

#Craig Armstrong - In My Own Words.

1 yorum:

  1. yazının sonundan en az şarkı kadar etkilendim :(

    YanıtlaSil