Tanrı Görmesin Harflerimi.

Eski resimlerime,çocukluğuma dönerken duygulandım.Yazarken bile duygulanıyorum. Büyüyorsunuz.Bacaklarınız,kollarınız,kulaklarınız,burnunuz büyüyor.Asıl kendiniz ise sadece büyümüş gibi gözüküyor.Onun gitmesi gereken yol daha çok uzun.Hep aynı çocuk vardı orda.Yine ağlıyordum,yine annemin yanağından öpüyordum,yine babam kucağında saçlarımı okşuyordu,yine kardeşimle oynuyorduk.Neden o anların her saniyesini hatırlayamıyorum? Neden bugün annemin öpücüğü daha çabuk kayboluyor zamanda?
Dün geceden beri düşünüyorum.Kendimi,hayatımı,hatıralarımı.
Her zamanki gibi uyuyacaktım,kulağımda müziğimle.Sonra o şarkı denk geldi işte.O perdelerin arkasına sakladığım gerçeği ortaya çıkaran.Tutamadım.Kendimi gökyüzüne bıraktım.Ağlamayı bıraktığım halde gözümden damla damla akıyorlardı.Ve soğuktular.Bu yüzden inerken nereye gittiklerini kolayca hissedebildim.Defterimi açtım,bir şeyler yazdım.Ama önceki sayfalardan farklıydı yazdıklarım.Onları değersiz gösterecek kadar hem de.Sayfaya yazdığım saat 03.11 idi.Tarihe baktığım zaman ise 11.08.11'i gösteriyordu.Sayfamın altındaki alıntı ise şöyleydi; Beklemeyi bilen kan,taş olmayı da bilir.Dünyada olmak acıdır.Öğrendim.
Büyük bir tesadüf olsa gerek dedim.Ama aslına bakarsınız ilk kez yaşadığım tesadüflerden değildi.Sanki yazıcaklarımı biliyormuş ve bekliyormuş gibiydiler.Sonra dedim ki; artık sadece bunlar kendimi özel hissetmeme sebep oluyor,sanırım.
İsmimden önce söylenen sıfatlar vardı,sadece bana ait olduğunu düşündüğüm.Öyle sanmışım.Yine de o an bana hissettirdikleri güzeldi.En sevdiğim şeylerden biriydi paylaşmak.Yapabildiğim en iyi şeydi şu aptal dünyada.O da di'li geçmiş zamanın kurbanı oldu.
Söylemiştim sanırım,çok şey var yazılması,anlatılması gereken.Ama artık burası değil.
Bir fındık kabuğu gibi sert dururdum aslında.Ama onlar benden önce farketmişler içinde yumuşak bir şeyler olduğunu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder