Sadece Bir Duvardı.

Bazen kendimi yatağımda uzanırken,kocaman bir deliğin içine çekilir gibi hissediyorum.Yatağımın daireler çizdiğini görüyorum.Sarhoşluk değil,gerçeğin ta kendisi bu.
Sadece tavanı ve ışığı izleyerek saatler geçirebilirim.Tıpkı çimlerin üzerine uzanıp bulutları izleyen gözlerimin zaman kavramını yitirdiği gibi.Şekil vermek çok kolay,mor ve kırmızı renkleri ışıktan çekilen gözlerin başka yere yapıştırması da kolay.Ama asıl gerçeği görmek zor,bilmek zor,yakalamak zor.İlk baktığımda gördüğüm bir kurt figürüydü.Saniyeler sonra bir maymundu,sonra da küçük bir peluş ayı.Ama bir şeyin içindeydi.Dışı şeffaf olduğu için görünüyordu.Görebiliyordum.Bir balinanın içindeydi.Onu yeni yutmuş gibi,kocaman ağzına çok yakındı.Başka bir şey daha vardı,balinanın etrafında başka bir şey.Onu da içine alan şeffaf bir şey.İmkansızdı ama bir köpekbalığıydı.Sivri burnundan tanımıştım.Gülüyordu.Sanki yaptığının imkansız olduğunun farkındaymış gibi sırıtıyordu.Sırıtıyordum.
Zaman anlamını yitiriyor.Uyurken,düşünürken,sevişirken.
O zaman o kocaman evrenin kocaman siyahlığında belki binlerce yıl,asırlar sonra keşfedilecek şeyleri keşfediyosun.
Zaman anlamını yitiriyor duvarlara dalarken.Renkler görüntüsünü yitiriyor.Bir anda gözleriniz fırçalıyor her şeyi.Her kapandığında kapakları,Picassolar doğuyor.
Duvarlar,en anlamsız gözüken bu çimento ve taş yığını hayatınızın en anlamlı şeyi olabiliyor.Düşünmüyorsunuz.Belki de o kadar çok düşünüyorsunuz ki beyniniz anlamdıramıyor; düşünmüyorsunuz gibi geliyor.

Beni benden alır* Unkle - Inside.

'Nasıl' Olmadan.


















Kısa bir süre,uykularım kaçmıştı.Sabahı izlemeye alışmıştım.Ama o dakika ölüceğimi bilsem yukardakilere izlemediğimi söylerdim.Çünkü izlememiştim.Onlar daha iyi anlardı ne demek istediğimi.
Kısa bir süre,tırnaklarımı yemekten vazgeçmiştim.Unutmuştum.Ellerim çok çalışıyordu,olduğundan fazla meşgullerdi.Parmaklarım sızlasa da yazardım.Çünkü yazmamıştım.O daha iyi anlardı ne demek istediğimi.
Kısa bir süre,yeniden hissetmiştim.O kadar hissizliğin içinde hem de.Küçüktü,güzeldi.Atıyordu.Çünkü uzun süredir sesini duymuyordum.O anlayamazdı bunu.Neler düşündürdüğünü,hissettirdiğini; ne kadar kalıcağını,ne zaman gideceğini; neleri sevdirdiğini,neleri öğrettiğini.
Ben de anlayamazdım onu.Susmayı çok severdi.Belki,konuşan yüzüydü,boşluklarını benim doldurduğum.Benim koyduğum gözler,burun,dudaklar,saçlar.Ama benim koyamayacağım dil; sözler,anlamlar.Boşunaydı onu konuşturmam bu yüzden.
Yorganım ince değil.Güneş seviyor odayı ama bugünlerde üşüyorum.Çünkü sıcaklığımı kaybediyorum.Herkes anlayabilir ne demek istediğimi.Aslında anlayamaz.Sadece anlamak istedikleri kadar,kendi cümleleri,kendi gözleri,kulakları kadar.
Bu yüzden gitmek istiyorum.Her yeri gezmek,denizi yada o kocaman şehri ayakları altına alan evimin duvarına dayadığım yatağımda uyumak;çayımı,nefesimin dumanıyla
birlikte yudumlamak,hiç bağırmadığım kadar bağırarak şarkı söylemek,fotoğraflardan yaptığım duvara karşı uyuyakalmak.
Kimsenin nasıl uyuduğumu,nasıl güldüğümü,nasıl hapşurduğumu,nasıl sinirlendiğimi,nasıl konuştuğumu,nasıl baktığımı bilmesine gerek duymadan.
Elimde gitarım,belki bu şarkıyı söylerim.Kızarmama gerek kalmadan.
Trespassers William - Lie In The Sound.

Great - Greatest.



Sevilen bir insanı özlersiniz.Yanında olsanız bile özlersiniz,tuhaftır bu yüzden özlemek bence.Çünkü hayat daha çok yalnız olmaktır aslında.Büyürken yalnızdık,öğrenirken yalnızdık,bazen sevdiğimiz zamanlarda da yalnızdık,ölürken de yalnız olucaz.
Hani en saf şeyi istersin.Baktığında,aslında herkes gibi gözükürsünüz dışardan.Her çift gibi el ele tutuşmuş,birbirine sarılmış,öpüşmüş.Ama aslında 'sen' farklısındır 'o' farklıdır.Öyle hissedersin.O'nun gözlerine farklı bakarsın,farklı sarılırsın,farklı öpersin.Herkes onu aynı görür.Ama bu herkesin yaşadığı 'aynı' dünyada,sizin farkınızdır.
Zaten en saf şeye sahipsin,farkında değilsin.
Mükemmel olmak istersiniz.Ama birinin 'mükemmeli' olmak.Dille değil,sözle değil.Onun ya da senin söylemesine gerek olmadan.

Bir günlüğüne bile olsa,mükemmel olmak isterdim.

Cat Power - The Greatest.

Prensesin Uykudan Uyanışı.

Bir lunaparkın önünden geçtik.Açık olması için çok erken bir saatti.Uzaktan görülebilen tek alet dönme dolaptı.Ama dönmüyordu.Ama dönüyordu.Döndüğünü gördüm.Dönmüyordu.Ama ben gördüm.Kafamı kaldırdığımda bulutsuz havada süzülen bir uçak gördüm.Duruyordu öylece,biri arkasına görünmez bir ip bağlamış da,ip sonuna kadar geldiğinde yerine çakılmış gibi duruyordu.Ama durmuyordu.Ama duruyordu.Durduğunu gördüm.Durmuyordu.Ama ben gördüm.

Ne çılgın bir dünya Gary'nin de dediği gibi; bir tür eğlence,bir tür hüzün.İçinde öldüğüm rüyalar şu ana dek sahip olduğumun en iyisi.